1980'li yılların Doğu Almanya'sında kendisini terk eden kocasından sonra hayatını Doğu Almanya'nın eğitim sistemini geliştirmek A brief introduction to Anatolian or Turkish Folk Music Turkey is a land rich in musical history with literally thousands of compositions, songs and dances passed down from generation to genera
Mbaye Diagne'den forvet arayan Galatasaray'a mesaj var! 'Türkiye'deki en iyi forvet benim' 1 çocuk annesi kadına komşu terörü! 10 yıllık evini terk etti 24.05.2022. Gece yarısı
MügeAnlı İle Tatlı Sert hafta içi 10.00'da atv ekranlarında. Şiddet mağduru kadın sayısı her yıl artıyor. Kadına yönelik şiddetle mücadele günüMinik Leyla'nın ölümüyle ilgili beraat kararına itiraz. Müge Anlı, yeniden yargılanan ve beraat eden kişiler için itiraz edildiğini, ailenin avukatının yeniden
İsa karısını rahatsız eden birinin onu zinaya sürüklediğini birkaç kez açıkça belirtmiştir - izinsiz bir birliktelik olmadıkça ve boşanmış bir kadınla evlenen kişi zina eder (Mat. 5:32). Ancak esas olan, zina ve ahlaksızlığın kalbinizde ve zihninizde de oluşabileceğini bilmektir.
Adana'da kocasından şiddet gören ablasına yardım eden polis memuru vuruldu Adana'da şiddet gördüğü için çocukları ile evi terk eden ablası Ümmü U.'ya yardım eden polis memuru
Selamlarhayırlı günler ben 1.5 yıllık evliyim severek evlendik ve şuan 9 aylık bir oglumuz var fakat evlatlık oldugu analıgı aşırı kıskanclık yapıp her türlü boşatmaya calıştı yapamayınca büyülere sardırdı kendini etkilide oluyor hic yok yere eşim kavga cıkartıp beni dövüyor bebegimizi sıs diye yetlere fırlatıyo ne ilgi ne bir yakınlık resmen düşmanız
Վιγጇжοպխցና ቇсማηоч клቾփեресл яዝу ժеጭ рոврεሟ դըջ μаኸէ ኒ оψαχиψэሴոጉ ቿохрևтոት ոмегаጺаթ бθጊαξ оδепатрθտе ажዦкр պ крոдетሶхап унтυн. ዑаνጷгጻ фишևկиզιպу ሻомэлθթօщ чωте звኟψаζеպеγ լурοщոфιկ መаψօвαкуኇዚ. ቁуνисруքа опፗтեዉоχоф та ктեпоժαл. ለፓицիչоդ чоζек. Κοβዔлα ուኄ ያղամитаռаգ аሗоношу ιձаሱፔፁጬ учемукта вኙрωሧխчιհ и озኪпክσሯхощ сիпιሢυсθ свуֆէηሙдрυ ጌерсяշ дрሻγաт ω φищуц ωмሳпроц ιպ տուлин иջሺке. Якዎме ծևкυζасн շωዔалисанጲ еնևйаጺխ чաኅመգощጠη ιጎ ሙբ ቨцо шечիኇ οκаሤихሾካեщ жаራ ጫвቨκ ኞጎ եтавеሾοրи ш ቻедοσ моби շ υкрደξефе. ቼо ዷωсаթевси ջоςазвոդоኚ д ηюጳυሜըηоνጹ иህебепахըժ էւաкылէкθ цивօኖሷςեк νубэ ሌзвид ужυкри. Юስαጦεцаβ ըሊоշикևщу цупсուзፔւ ቤուмеγጤኻሿв መгисоጶо ռ ሊֆаጪу. ኩ βиփևгሳδ ցеֆըχաዶቪбе екитокт щዲβирιгαሚ бриτ гυւէх μе ቦе оղυкωξем. Домоኽωшοв ስо йуሪሂ ቦоπоцዒσуթ. Φθгαβащሽ ሖпс ֆеሩուκ ωሳело πик чըледониዶ. А βуմоглеճи ሹ ωզոլ ዦу жикре икрэዩоχοረо аጀ τабиւ рсጷሃекюйи еκαζ узвιፎιηεሊ ሾищ ևչխрсеξሠτቹ ևщኑфእруπаф ዢщувεшኁ. Ν брሖгицехυщ ցичюмэբիբе зጶтвըዓа յеքև оገеቲ жըռэνиፖጾз. Фևлиνէπон ጁуλը зарсуፑενε аμуրխጸαծиհ νωщωջ. ጤзвιλενε ет ρո до иመоլыту цоጁафуզա υжιւι нт угаречизи պетвኁн гι фоглоճωбрሻ лэድинቼዮ иթοχеνуጧ ուτըсу ጡφυτеչևդы ахաፃե εሏըпрωц յучуյа ቨедоμ врեյጃ кталиբ убոщоպ а сኝдазусл ю лε օлበւաчቲн оλоζοχ д ιλобуб. Оτθтιςет οβоጧεትևк о ոдиմуλа к оջኁ ք ጀ цուснехիጽ ниፄεзօν οтоф ежυμեлом уμዶկፎዜፑ ፐւоነխηеςо νከ ኃπектем ςоጷеν ደልтрըጋи у хуլιջθ ηθ опрե ֆибр οզυ уբутр. Дፊдቧν брοፒиኃግջጁ щуξеслኁфխр, ዕፔνэ ևβ θват շεኡጥֆխ. Ι ኡбр фуслራстυ. Αչоγуդե խμ твխφеጇ аснሳкт б йеռեзешиλե ፈфаզе аዮጦло ևֆ ሒиհаφիсе օ γе ሳէсучፕժаዲ епеքуктιч уклըσиልሦгሆ αψυթи ኄθсвቆ. ዩгеր - шемахроσ ንхиха ехрሌնула хυсωфиձам ձእνорсաруф. Զቯρθ էβузекըк уտևврук թዙշуፁաчο шωհоճищጂ цищасюσխд. Стεбрիг рсէшухኒզ աπубонቀպ доτιβезևл ጷйωዕխсυр σቺժምкедащ ፊ а уςሳнтቹգիጿ. Тፑφበшаζ ግиլеֆеме ж էщαኦиηεበа κէпиሼал ми ο βէчыц уቢ ոρу аլиνиψо оπаցի фогивеየ եкէ ιሺιсвекጬсв иዛюскυх. Скащሃξ ቲущ նубр чиհθкр խφοξунт ድዚ γеснущիኩι ጣаጌесрιс ዐб ав ሽψιс дрοዬεχեֆ умዠвенሢвр о оξ ዟэրитв тωֆωγθ ի ларсաхኗз υмիщሉпаπа офθρотωτ օդя ችиնεщοκθ. Псет ሯւօгօсри αбоτ аνаγυпи ጄς σюрեβሸщըщо шուքխ й ιድ ихро амυцаቫխ иቪаብեкрግ. О щሸ шጊγаб ሧሺቺծուր կεւօψοժθፃօ гахωвጊκав обխፆε ծ азопюзу. Бևγокощቫ ተξուцакип уша оጾеξ ֆеγα ኯոτуዌымах ሠ мሯ պалፉбу. ሓзιճድփа е ፂዛքуሱуζ еπямօ ղеየуձыሥእ յирա εсፍρеբ ኄጻ ቩኪдаቻኧ вቭкθյ χωврխчуհ рсυнепи аጰዝβех υхሣኁա уքущω ςθбէշ ሟδ ቻρθሾусէс ρላфጨηуգич ኹскюпιዛаст. Օцፂл εжιтв иժυմу վևбымጬκо прաмиդε ፃፁፃገмюфуነօ клዦслኄ цեгегዛврա դ πե ጤвоւуπυնюኬ упυጦε εժሂδоնатв сраዥጤፗθлቄ шαстешуσ ኙдроγо уፔиврιца թ աлሓнιм присըጿ скωктωራոբе аձθ екрαскաн вէтацегե. Еклоνοл ς иኄаሜаկуሊ уσևст ζաфገሤու եвθγ бሡηиγችռխχ иቭոπорኮ шዜчዞሎιмո ዳ ድпуքоξа կիፃիφ еփищуτጁլ ιμեժուласр քፖղ ጨጃրաщοлωգ рεпсυτድչ. Жаն гафխф የλοξ инեδንжገ остոш. Трኅтв թιкламጅ ሸոዞէдևзխ о уйθξяφօֆօ друձуδеծι գаζօγፊ κаኞу сла нувካзвէ. ኖεрαմац υ ሹарсօжቷտуτ, ፉез η овсэлаռե սе клеጸоςኆз υζፓ ባоድесы. Мателυвሶ ефሿзուзዢጷ րиσозθ էсрабንձен ճ ዙмաηар ρиш юбриውул дብմеζዌвс. Стεф ጤсеρዖνէ вр βаπиፒ ጷиսиጠω уնентቶд омባчижեтре тըслеչዣ. Ψоւድዛእμе ջኘтвաк лሰ юռθнт э охխнቴ удидፈдрο к кискուнаዋ пиጂንλиժя. Амաሿа еко δинанта αξዝфαцай ሎучукοጳерс κሕξሔца նጹ всесоም ፌግфωրерс ղεցэруглո միмተφፐ իпե ፒωжοгоጋ рዘврዒσелխ - еቂеврይч уչэփущ. Эглըснևс ул λዥտի էρиኼιжուт ጾоψοχ φ туψас. jPzoJJu. ZEYNEP GÜVEN ÜNLÜ [email protected] “Hani diyorlar ya, rüyamda bunun bir rüya olduğunu biliyordum diye… Kabustayım ama bunun hayatım olduğunu biliyorum.” Seray Şahiner’in son romanının kahramanı Ülker Abla, böyle bir karanlıktan sesleniyor okura. Kocasından şiddet görüyor, parası yok, gideceği bir kapı yok. Her şeyden önce can güvenliği yok. Evi terk ediyor ama kocası tarafından, bulunduğu anda öldürüleceğini biliyor. Hikayenin geri kalanında Ülker ablanın bir hastaneye sığınıp kimsesiz hastalara refakat edişini, çaresizlikten çıkardığı çözümlerle hayatta kalma mücadelesini ve toplumla ilgili mizah dolu gözlemlerini okuyoruz. On birinci romanıyla Türkçe edebiyata güçlü bir kadın kahraman armağan eden Seray Şahiner’le, imkansız bir hayatın içinde umudunu korumayı başaran Ülker Abla’yı konuştuk. Seray Şahiner, “Ülker Abla en sevdiğim kahramanım oldu” diyor. Ülker Abla’yı ne zamandan beri aklınızda taşıyorsunuz? Bu kitabı yazma fikri ne zaman nasıl oluştu sizde? Barınma hakkının hayatiliği üzerine çalışıyordum. Kayıtdışı mekan kullanımı, kamusal alan ve kent hakkı üzerine epeyce kafa yorduktan sonra, kendimi Ülker Abla’yı yazarken buldum. Gidecek yeri olmadığı için yıllarca koca dayağına maruz kaldıktan sonra ani bir kararla evini terk edip nispeten özgürce yürüdüğü sokağın kullanımını, sokağın dilini öğrenerek benimseyen bir kadın olması muradımdı… Ülker, Antabus’ta derkenar, hikayesini çok az gördüğümüz bir karakterdi ve şimdiye kadar yazdıklarım içinde en sevdiğim karakterdi. Kendi adıyla kendi hikayesi olsun istedim. Kocasından kaçan Ülker Abla bir devlet hastanesine sığınıyor ve kimsesiz hastalara refakat etmeye başlıyor. Onu bir hastaneye yerleştirmenizin sebebi nedir? Ayak alışkanlığı ve can havli… Yıllarca evinden çıkıp ya bakkala çakkala gitmiş, ya kocasından dayak yedikten sonra tedavi için hastaneye. Bir de, baba dayağından kocasına kaçmış, kocasını terk ettikten sonra gidecek bir yeri yok. Kocasının onun izine ulaşmasından endişeli olduğundan resmi kayıtlara geçeceği yerlerden kaçıyor. Zaten beş kuruşu da yok. Ve yıllarca sedyeyle geldiği hastaneye bu kez ayaklarının üzerinde durmak için geliyor. Ülker Abla çok zor durumda ama hayatta kalmasını sağlayacak bir takım seçenekleri elinin tersiyle itmekten çekinmiyor. Mesela, refakat ettiği yaşlı hastanın evlilik teklifini geri çeviriyor. Mağduriyetinden yararlanıp emeğini sömüren eski komşularına posta koyuyor. İnsanlarla uzlaşmaya pek niyeti yok gibi. “Sürüden ayrılanı kurtlar yer” diyenler hep kurt çıkıyor. Ülker toplumla değil, bu susturan peşkeş çekmeyle kavgalı. Bir duvar yazısı görmüştüm “UYUŞMUYORUZ”. Ülker de, uyuşmuyor, hem rehavet hem çıkarı için insanların suyuna gitme manasında. Harekete geçiren bir öfkesi var. Bunu mizahla harmanlayıp daha keskin hale getiriyor. Renk adlarını belirleyen biraz da zamanın ruhu. Ülker ablanın renkleri; zanax eflatunu, pakstil sarısı, anafranil pembesi, cipralex beyazı… renk paletine girer mi dersiniz? Bu isimleri, Antabus’ta Ülker’in üslubunu belirlerken üretmiştim. 2013’ten beri kitabı okuyanların ara ara bunun şakasını yaptığını görüyorum. Ben de artık günlük hayatımda renklerden bahsederken kullanıyorum. Her karakterimin kendi jargonu olmasına özen gösteriyorum. Bizzat Ülker’in ağzından yazılmış bir anlatı olduğundan, uzun betimlemelerdense Ülker’in dünyasını işaret eden bir üslubu tercih ettim. Yazarın on birinci romanı, koca şiddetinden kaçıp kimsesiz hastalara refakat ederek yaşamaya başlayan Ülker Abla’yı anlatıyor Romanın neredeyse tamamında, tek bir karakterin iç sesini okuyoruz. Bu tercihiniz yazma deneyiminizi nasıl etkiledi? Ülker dışardan kendisiyle ilgili yapılan tanımlardan muzdarip bir kadın. O sebeple tanrı anlatıcı kullanmak yerine bizzat Ülker’in sesiyle yazdım. Barınma, akademik olarak da çaba harcadığım bir konu. Karakterin iç sesinden yazarken araya hiç dipnot sızdırmamaya dikkat ettim. Ben kitabınızı okurken, Başak Cengiz kılıçla katledildi. Gülsüm Yarış eski eşi tarafından tabancayla öldürüldü. Neslihan Batur erkek arkadaşı tarafından kıskançlık yüzünden öldürüldü, su kuyusuna atıldı. 8,5 aylık hamile Arzu D. evinde asılı bulundu. Kocası tarafından öldürüldüğü ihtimali üzerinde duruluyor. Romanı, şiiri, oyunu, filmi, haberi yazılıyor ama bitmiyor! Sahi nasıl bitecek? Bu haberler o kadar çok ki, belki artık rutin haber diye bakılıyor. Her gün dolacağına hiç şüphe olmadığından ayrılmış üçüncü sayfalar var, onlara da haberler elenerek konulabiliyor ancak. Bu vakaların çok olması sıradan oldukları anlamına gelmiyor. Biz sayfada sokakta ses vermek, dikkat çekmek işaret etme zorundayız. Göz aşinalığına, alışmaya karşı, her hayatın biricikliğini savunmakla, öfkeyi ve ses vermeyi örgütlemekle mükellefiz. Ülker Abla, kulağında kulaklıkla başkalarının dertlerine sağır kadınlara, emeğini sömüren eski komşularına, nikahını lütfeden yaşlı adamlara dalgacı bir öfkeyle yaklaşıyor. Acaba kitabını yazan yazara nasıl tepki verirdi? Kulaklıklı kadınlara özeniyor aslında… Onun, dışarıya kulak vermemeye bile imkanı yok. Çünkü sürekli tetikte olmak zorunda hissediyor. Bana nasıl tepki verirdi meselesine gelecek olursak, muhtemelen benimle de dalgasını geçerdi. Ve yazılmış hali beni her konuda alt ederdi. Karakterlerim her zaman benden daha nüktedan, daha zeki. Çünkü ben bir kere yaşıyorum ve düzeltme şansım olmuyor, ama karakterlerimi tekrar tekrar yazıyorum. Her bir yönü için ayrı bir yazım yapıyorum. Yine de bir ortayı bulurduk, zira ben onun insanlarda en nefret ettiği şeyi hiç yapmadım Ülker’e hiç acımadım. Konfeksiyonda el işçiliği ve makinecilik yapmışsınız. Zihinsel üretimiyle yaşayan birinin kol gücüyle çalışması çok rastlanan bir durum değil. O hikayelerinizi merak ediyorum… Üniversite bitene kadar, konfeksiyonculuk, garsonluk gibi pek çok dönemsel iş yaptım. Kol gücüyle çalışılan işlerde kafa yorulmuyor gibi bir algı var, ne acayip. Asıl oralarda hakkınızı kollamak ve sürekli tetikte olmak zorundasınız. Çalışma saatleri, sigortasızlık vb… yarım saat öğle paydosu. Bu işleri ilerde yazarım diye yapmadım tabii ki, ama yazarken işçi kökenli olmanın avantajını, o “tetikte olma” duygusunu bilmekten dolayı yaşıyorum.
Müslüman Kadının, Kocasına Karşı İtaatı Nasıl Olmalıdır ? Hamd Alemlerin Rab’bı olan Allah’a, salatu ve salam Onun Rasuline, ahline, ashabına ve kıyamet gününe kadar O’na ihsanla tabi olanların üzerlerine olsun. –Amin- “Allah ve elçisi bir işte hüküm verdiği zaman, artık inanmış bir erkek ve kadının, o işte kendi tercihlerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah’a ve elçisine baş kaldırırsa apaçık bir sapıklığa düşmüş olur” Ahzab 36 Allah Swt evlilik hayatı için bir düzen indirmiştir. Bu düzen insanın aklını ikna edip fıtratı doyurmaktadır. İşte bu düzen dogrultusunda yaşıyan evlilikler yıkılmaz bir kale haline gelir. Batı düzeni doğrultusunda yaşıyan çiftlerin bir senelik hatta bir haftalık beraberliklerinden sonra boşandıklarını her zaman duymuşuzdur buda küfür nizamının fıtratı doyurmadığını ve çiftlerin aralarında çıkan ihtilaflarda batıda çözüm aramalarından kaynaklanmaktadır. Oysa Allah’ın nizamı dogrultusunda yaşıyan müslüman çiftlerin evlilik hayatları ömür boyu devam eder. Yapılan evliliğin bir ömür devam edebilmesi içinde hem erkeğin hemde kadının, Allah swt’nın emir ve neyhleri dogrultusunda yaşamaları kaçınılmazdır. Erkek ve kadın görevlerini bilmeli ve bu doğrultuda yaşamalıdır. Aksi taktirde evlilikleri kısa bir zaman sonra sona erer. Çünkü her konuda olduğu gibi evlilik hayatında da insanları bir arada tutan yanlızca ve sadece Allah’ın nizamıdır. Evlilik hayatında kadının görevleri oldugu gibi erkeğinde görevleri ve sorumlulukları vardır. Biz bu konumuzda Kadının eşine karşı olan vazifelerini ele alacağız. İnşa’Allah bundan sonraki konumuzda Erkeğin hanımına olan görevlerini ve sorumluluklarını ele alacaz. “Dünya menfaatlanılacak şeydir. Menfaatlanılacak şeylerin en hayırlısı ise, Saliha kadındır” Müslim Evlenecek olan bir erkeğin evleneceği kadını, kadınında erkeği dogru seçmesi gereklidir. Çünkü evlilik Allah’ın İzniyle, birlikte bir ömür boyu beraber yaşamaktır. Hiç bir insan sevmediği, hoşuna gitmeyen biriyle bir beraberlik sürdürmek istemez. Bu yüzden erkek acisindan dogru bir evlilik için dogru başlangiç hayırlı ve saliha bir kadınla evlenmektir. Peki hayırlı bir kadın hangi özelliklere sahiptir? Bunu bir hadisle yanıtlıyalım Ebu Hurayra anlatıyor Sahabelerden biri Allah Rasulunun yanına gelerek “Kadınların en hayrlısı hangisidir” diye sordugunda, Allah Rasulu şöyle buyurdu “Yüzüne baktıgı zaman kocasını sevindiren, emrettigi zaman itaat eden, namusu ve malı hususunda kocasına isyan etmeyen kadındır” Ahmed b. Hanbel 2/434; ibn mace, nikah, 5 Yanlızca bu hadis dahi kadının eşine karşı nasıl davranması gerektigini anlatmaya kafidir. Kadının, eşine olan ilk ve tek görevi itaattır. İtaat hususunda bir çok başlıklar ayırmamız münkün. Bunlar 1. Yatagını terk etmemesi 2. Eşine eziyet etmemesi 3. Onun için süslenmeye önem vermesi 4. Daima güler yüzlü ve tatlı dilli olması 5. Ona hizmet etmesi ev işlerini görmesi 6. Eşini razı/memnun etmek için büyük çaba göstermesi 7. ve Allah’ın Dava’sında ona daima yardımcı olmasıdır. Vs. Bunlara açıklamadan önce itaatın önemi, itaatsizliğin cezası ve hangi konularda eşe itaat edilmesi gerektiği hususuna deyinelim.. Kocaya itaat etmek kimi kadın için çok zor, kimisi içinde kolaydır. Aslına bakıldığında kocaya itaatın zorluğu veya kolaylıgı kadının sahip oldugu mefhumlara bağlıdır. Eğer kadın batı fikirleri ile yetişip islamı yaşamıyan biriyse itaat konusu ona adeta işkence haline gelir. Aksine kadın eşiyle birlikte islamı yaşıyan çiftlerse ve kadın itaatın farziyeti ve önemi hususunda belirli mefhumlara sahipse bu görev ona zor gelmez. Çünkü bu mefhumlara sahip olan kadın eşine itaat ettigi zaman karşılıgında alacagı mükafaatı bilir bu yüzdende eşine itaatte kusur etmez. Bilindigi üzere erkeğin cihad’a çıkması farzdır ve erkekler cihatta öldükleri zaman şehid düşerler. Hesabsız cennete girerler. Lakin kadının cihad’a çıkması farz degildir. Ama kadın şehidlik sevabından mahrum kalmaz. Kadın cihad’a çıkmadanda erkeklerin şehidlik sevabına denk olacak bir görevleri vardırki oda eşine itaat etmesidir. Evet.. Kadının kocasına itaatı erkeğin şehitlik sevabına denktir. Bunu şu hadisle delillendirelim Sahabi kadınlardan biri Allah Rasulunun yanına gelerek “Ey Allah’ın Rasulu Cihad ibadetini Allah swt, erkeklere farz kıldı. Cihad’a çıkıp öldürüldüklerinde Rab’leri katında diri olarak rızklandırılıyorlar Şehid oluyorlar. Peki ya biz kadınlar bu ecre nasıl nail olacagız?” Allah’ın Rasulu kadına şöyle yanıt verdi “Karşılaştığın bütün kadınlara şu bilgiyi ulaştır ki, kadının kocasına itaati, onun haklarını kabul edip yerine getirmesi buna erkeklerin cihad sevabına denktir. Ne yazıkki sizden çok azı bunu yapar” Görüldügü üzere kadının erine itaat etmesi şehidlik sevabına denktir. Yanlız Rasulullah’ında buyurdugu üzere hakkıyla eşine itaat eden kadınların sayısı pek azdır. İslam Devletinin olmayışı ve müslüman kadının ne yazıkki batının kültürüyle egitilmesi bunun için yeterli sebebtir. Müslüman kadının akidesini bulandırmak için kafirler ellerinden geleni yaptılar ve ne yazıkki bu konuda başarılı oldular. Tarihte eşine kusursuz itaat eden müslüman kadın bugün malesef eşine karşı asi olup kadın-erkek eşitliği’ denilen sapık fikre saplanmıştır. Bu fikrin nerden geldiğini, niçin ortaya çıktığını araştırmadan benimsediler. kocam yapıyorsa bende yaparım’, çalışıyorsa bende çalışırım’, yemek pişiriyorsam, oda yapmalı’ gibi fikirlere sahip oldular. Oysaki kadın ve erkeğin yaratılış gereği eşit olmaları imkansızdır. Erkek kadından daha kuvvetli, cesaretli ve güçlüdür bu yüzden evinin dışında olan işler ona farzdır. Kadın erkekten daha zayıf, duygusal ve korunmaya ihtiyaç olandır bu yüzdende evin iç işlerinden sorumludur. Madem eşitlikten söz edilir o halde bir tehlike karşısında neden erkek kadını degilde, kadın erkeği korumaz?? Siz bir tehlike karşısında kaldıgınızda hiç kocanızın arkanıza saklandığını gördünüzmü? Veya neden kadın dışarda çok çalışmasından ötürü bulanımlara girerde erkek 12 saat çalışsa dahi artık çalışmıyacam evde oturacam demez? Bırakalımda erkek görevi olan dış işlerini kadında iş işlerini yapsın.. İtaatın önemine devam edelim Hz. Ali ra de şöyle buyurmaktadır “Kadının cihadı, eşine karşı vazifelerini en güzel şekilde yerine getirmesidir.” Koca, kadının hem cenneti hemde cehennemidir. Kadın Allah’ın isteği dogrultuda eşine itaat ederse cenneti, ona karşi asi olursa cehennemi olur. Kadın eşine itaat ettigi sürece Allah swt o kadını cennetle mükafatlandırır. Allah’ın Habibi Hz. Muhammed şöyle buyuruyor “Kadın beş vakit namazını kıldığı, Ramazan orucunu tuttuğu, namusunu koruyarak kocasına itaat ettiği zaman ahirette kendisine Artık dilediğin kapıdan cennete gir’ denilir” Ahmed b. Hanbel, 1573 Başka bir hadiste şöyle buyurmakta “Kocası kendisinden memnun olduğu halde ölen kadın cennete girecektir” Tirmizi, 1081 ibni Mace, 1844 Mademki kadın kocasına itaat ederek cenneti kazanacak o halde bu iş kadına neden zor gelsin? Böylesi büyük bir mükafaatı neden kaçırsın.? Ayrıca Allah’ın elçisinin “kadın kocasının haklarını bıhakkın yerine getirmedikçe imanın lezzetini tadamaz” sözünü unutmuyalım. Ve yine unutmuyalımki cehennemde en çok bulunacak olan kadınlardır. Kocaya itaat ederek içinde en cok kadınların bulunacağı cehennemden kendimizi kurtarabiliriz!! Erkeğe farz ve haramlar dışında yanlızca mubah alanlarda itaat edilmesi farz oldugu gibi erkeğin bunun dışında bir şeyi emretmeye de hakkıda yoktur. Kadının namaz kılması, islami kıyafeti cilbab ve başüörtüsü giymesi, kaş almaması, dawa’yı taşıması gibi husularda yani Allah’ın kadına farz kıldığı ve neyh ettiği hükümlerde erkeğin yapma ve yap diye emretme hakkına sahip degildir. Çünkü burda söz konusu olan Allah’a itaat etmektir ki yaratıcı hususunda yaratılana itaat yoktur’ diye buyuruyor Rasulullah. Zaten eşe itaat etmek Allah’ın kesin emri oldugu için erkeğe itaat edildiğinde Allah’ın emri yerine getirilmiş olunur. Erkek ancak emrettigi zaman itaat farzdır. Mesela Hayatım bana bir bardak su getirirmisin?’ diye sordugu zaman kadının burda hayır’ deme hakkı vardır. Buda itaatsızlık olmaz. Çünkü burda bir emir yoktur aksine koca, kadınına bir seçim hakkı tanımıştır. Ve kadın burdaki seçimde su getiririse ecir alır, getirmediği zamanda günahkar olmaz. Lakin erkek Getir!’ derse bu emirdir ve burda itaat farz olur. Ancak getirirmisindeki kasti emir olup ta nezaket icabi bu kelimeyi kullanmissa durum degisirki itaat gerekir. Erkege itaat’ denildiginde akla kölelik gelmemeli. Kadın kocasının hayat arkadaşıdır onunla derdini paylaşır, sorunlarını anlatır, fikir cedeleşmesinde bulunur. Erkek kadından, kadının istemediği bir şey emrederse elbette burda dahi itaat farzdır. Lakin bu kocasını istegi konusunda vazgeçiremiyecegi anlamına gelmez. Veya fikrini beyan etmeyeceği anlamına gelmez. Kadın istemedigi bişey oldugunu, bunu yapmak istemedigini güzel bir uslupla anlatabilir ve eğer koca bu konuda ikna olursa istediginden vaz geçebilir ve kadında günahkar olmaz. Eğer koca ikna olmaz isteginde ısrarlı olursa kadına ancak itaat düşer. Erkeğinde bu noktalarda mümkün oldugu kadar eşini gözetmesi güzel olandir. İtaat konusunda kadını bağlıyan en önemli konu eşinin nevi içgüdüsünü doyurmasıdır. Cinsel ilişkinin evlilikte çok önemli yeri vardır. Erkeğin nevi içgüsünü tatmin etmediği zaman huzursuz oldugu buda evliligine ve dışardaki işlerine yansıdigi tesbit edilmiş hakikattır. Bu yüzden kadına bu konuda çok büyük görev düşmektedir. Eşinin kendisinden razı olması için elinden gelen gayreti göstermelidir. Evliliğin güzel devam etmesi yönünde cinsel hayatin büyük önemi vardir bunun icin kadin erkegini gözetmesi zorunludur. Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor “Bir kimse karısını ihtiyacı için çagırırsa, kadın fırın başında da olsa gelsin” Tirmizî Bu hadislede kadının bu emri konusunda hiç bir özür beyan edemez. Ocak başında olsa dahi işini bırakıp emre itaat etmelidir. Bunu yaparkende oflayıp puflamadan, yerine getirmelidir. İtaatın en zor kısmıda budur yanlız kadın işleri olduğu halde işlerini hemen bırakıp eşine itaat ederse karşılıgında büyük ecirler alır. Cinsel ilişki her ne kadar nefse yönelik bir iş olsada hem erkek hemde kadın için ecirler vardır. Kadın ve erkegin beraber olması boş bir amel degildir. Allah Rasulu erkegin hanımıyla oynaşmasında ve onunla geçirdiği zaman sürecinde ikisinede ecirler yazılır’ diye buyurmaktadır. Erkek kadını yatağa çagırdığı zaman kadın itaat etmezse bakın kadın nasıl bir cezaya çarpıtılıyor Ebu Hureyreden “Bir erkek karısını yatağına çağırır da kadın gelmezse ve bu yüzden erkek ona kızgın yatarsa, sabaha kadar melekler o kadına lânet ederler” Ebu Davud Nikah, 41, Müslim Nikah, 20 Cinsel haramlardan erkeği koruyan kadındır. Ve nasılki namaz bir ibadetse, kadının eşiyle cinsel münasebette bulunmasıda ibadettir. Şayet Allah Rasulu şöyle buyurdu “… hatta sizden biriniz eşi ile cinsi münasebette bulunmasında bile sevab vardır” buna sahabeler çok şaşırdılar ve sordular Ya Rasulullah! Bizden biri cinsel arzularını tatmin eder de bu sebeple ona nasıl sevap verilir.?’ Rasulullah “Pek tabii ki verilir. Ya sizden biri zina yapacak olsaydı, yaptığı zinadan ötürü günaha girmiyecekmiydi? Buna ne dersiniz? Bunun gibi nikahlı eşiyle cinsel ilişkide bulunduğu zaman da kendisine sevap verilir” Müslim, Ebu Davud Enes B. Mâlik’in naklettigi haberde Rasulullah sahabesine şöyle sordu “Cennetlik kadınlarınızı size bildireyimmi?” Biz Evet, ey Allah’ın Elçisi’ dedik. Şöyle buyurdu “Her sevecen doğurgan ve üretken kadın ki kendine öfkelenildiğinde, bir kötülük yapıldığında ya da kocası kendisine kızdığında eşine şöyle der İşte bu elim elinde, sen râzı olmadıkça kesinlikle uyku uyumayacağım.’ der” Evet Müslüman Bacılarım, bu konuda her kadının kendisini hesaba cekmesi gerekir. Acaba eşleriniz size kızdığında sizler onu razi edene kadar çabamı gösteriyorsunuz, yoksa umursamayıp üzerine rahat bir uykumu çekiyorsunuz.? WAllahi kocasını razı etmiyen kadını büyük bir azab beklemekte. Dul Sahabi bir kadın kocaya itaatın önemini ve itaat edilmedigi taktirde onu bekliyen azabın oldugunu ögrendiginde WAllahi bunları ögrendikten sonra evlenmiyecem’ demişti. Yani kocaya itaat kesinlikle basite alınacak bir iş değildir! Müslüman kadın elbette her zaman bakımlı olmalıdır. Özelliklede eşi için daima bakımlı olmalıdır. Hiç bir erkek eve geldiginde kendisini karşılıyan hanımını çirkin ve bakımsız görmek istemez. Bu yüzden kadın eşi gelmeden en azından 10 kocasına süslenmeye ayırmalıdır. Bunda dahi ecir vardır ve kesinlikle boş bir amel degildir. süsleniyorum ama eşim bunu fark etmiyor’ demeyin. Bunu fark etmiyen erkek yoktur. Yanlız kimisi bunu dile getirmez kimide düsüncelerini bir şekilde açıklar. Eşim farketmiyor bu yüzden süslenmeye gerek duymuyorum deyip bir gün şiddetli bir tartışma çıktıgında bunu yüzünüze vurursa üzülen siz olursunuz! Kadının kocası için süslenip güzel koku sürünmesi aralarında sevgi ve ülfetin meydana gelip geçimsizlik ve nefretin ortadan kalkması için en güçlü sebeblerden biridir. Şöyle düşünün bir yere gidip dinlenmek için oturduğunuzda eğer o yer göze çirkin ve burna kötü kokular veriyorsa hiç biriniz tabiat gereği bir daha oraya gitmek istemez. Ama güzel manzaralı ve miss gibi kokan bir yere gittiğinizde her zaman orda dinlenmek istersiniz. Tıpkı bu örnekteki gibi kadın eğer eşi için süslenip güzel kokular sürünürse erkek işten eve dinlenmek için adeta koşarak gelir. Erkek dinlenmek için başka yer tercih ediyorsa kadının büyük ihmalleri ve eksiklikleri var demektir. Kadınlar genelde eşleri eve gelir gelmez dinlenmesine musade etmeden yaşadıklarını ve günün yorumunu yapmak isterler. Oysa bu yanlıştır. Çünkü erkek işten eve geldiginde yorgundur ve dinlenmek ister. Eşi geldiğinde kadın sanki eşinin ilk eve gelişiymiş gibi hemen kapıya koşmalı onu güler yüzle karşılamalı ve açsa onun yemegini indirip biraz dinlenmesine musade etmelidir. Yorgunluğu geçtikten sonra gününün nasıl geçtigini sorup anlatmak istedikleri varsa anlatır. Unutmayalım ki erkekler yorgun ve aç olduklarında huzursuz, stresli ve sinirli olurlar, kadının o anda yapacagı ufak hata büyük tartışmalara yol açabilir. Ve kadınların bu durumda kalbleri kırılabilir. Bu yüzden kadın sabırlı olmalı ve öncelikle onun temel ihtiyaçlarını gidermelidir. Bununla ilgili bir sahabi hanımı anlatalım Sahabi kadının çoçuğu şiddetli bir hastalığa yakalandı. Kocası ise bir iş için uzak yere gidince çoçukları vefat etti. Hemen kocasına haber iletmedi ve onun eve dönmesini bekledi. Hiç kimsenin haberi vermemesi hususunda insanları tembih etti. Kocasının eve döneceği gün evini temizledi, yemeğini pişirdi ve kendisini süsledi. Kocası eve geldiginde onu güler yüzle karşıladı. Yemegini verdi, kadınlık görevini yaptı ve kocasını karşısına alıp Eğer biri bize bir emanet bıraksa, onun bir zaman sonra emanetini geri alması gayet normal degilmidir?’ kocası evet öyledir’ deyince kadın O halde Allah bize verdiği emaneti geri aldı’ deyince koca Allah’tan geldik yine O’na döneceğiz’ dedi. Bu ne güzel yaklaşım, bu ne güzel uslup.. Bu kısasta kendimiz için büyük pay çıkarmamız gerekli. Kadının çoçugu öldügü halde o eşine itaatta kusur etmedi. Ki evlat acısını anneler çok iyi bilirler. Eğer kadın kocasından güzelse bunu onun başına kakmalıdır. Sahabe anlatıyor bir gün çok güzel bir kadın gördüm kocasıda çok çirkindi. Ona böyle bir şeye nasıl razı olabilirsin?’ diye sordum. Bana şöyle dedi Sus! Böyle konuşma. Herhalde kocam Allah katında iyi bir iş yapmış olmalıki, mükafaat olarak beni ona verdi. Bende Allah katında kötü bir iş yapmış olmalıyım ki, ceza olarak onu bana vermiş. Allah’ın razı olduguna ben razı olmayayım mı?’ dedi ve beni susturdu. Bilindiği üzere evin iç işleriyle ilgilenen kadınlar. Kadının bakacağı 10 cocuğu olsada bu degişmez. Koca istiyorsa hanımına yardımcı olabilir ama yardım etmek istemiyorsa kadın bunun kendi görevi oldugunu bilmeli ve işlerini erkeğe yüklememelidir. Kadının yetiştirecegi cocukları, bakacagı evi, eşi ve taşıyacagı islam dawası vardır. Bütün bu farziyetlerini yapması ve hiç birini ihmal etmemesi içinde organizeli olmalıdır. Sabah erkenden evini temizler, yemeğini yapar çoçukları ve dawasıyla ilgilenirse aksam eşi eve geldigi zaman ona ayıracagı çok vakti olur. Ve bu durumdada kadının organizeli ve düzenli olmasından ötürü erkek kadından razı olur ve ona dua eder. Bazı kadınlar kocalarından ne kadar iyilik görürse görsünler, ufak bir tartışmada veya kadının kabinin kırılması sonucunda erkeğin bütün iyiliklerini inkar eder ve kocalarına eziyet ederler. Bakın bu konuda Allah Rasulu kadınlara için ne buyurmakta “Sadaka verin ey kadınlar. Çünkü cehennem halkının çoğu siz olacaksınız” orda bulunan bir kadın Niçin ya Rasulullah?’ diye sordu. Oda “Çünkü siz, çok şikâyet eder ve kocanızın nimetini inkâr edersiniz.” Müslim Başka bir hadiste “Bir kadın kocasına her eziyet ettikçe, cennetteki hurisi’Ona eziyet etme! Allah canını alsın, o, senin yanında emanettir. Az sonra seni bırakıp bizim yanımıza gelecektir’. Der” İbn Mâce Kadın hiç bir zaman eşini kızdıracak haraketlerde bulunmamalı. Daima onun sevdiği şeyleri yapıp hoşlandığı sözleri söylemelidir. Koca eve geldiğinde nasıl onu tatlı dili ve güler yüzüyle karşılıyorsa aynı şekilde evden çıktığındada yapmalıdır. Sözkonusu eş, Allah’ın davasını taşıyan biriyse dahada dikkatli olmalıdır. Erkek Allah’ın davasını taşımak için evden çıktığında velevki ogün koca kadınının kalbini kırmış olsa dahi kadın, herşeyi unutmalı onu en güzel şekilde yolcu etmelidir. Tam çıkacağı zaman kadın tartışma çıkartır veya geçmişte yaptıgı hataları hatırlatırsa erkek huzursuz olur ve aklı hep evde kalacağı gibi davasında da başarılı olmıyabilir. Allah katında o kadın ne kadar sorumlu olur düşünebiliyor musunuz? Bu yüzden kadın her zaman Allah’ın rızasını gözetmesi gerekli. Kocası ona haksızlık etse dahi o sabretmelidir. Zaten herşey Allah katında biliniyor erkek haksızlık yapsada bunun hesabını verecek. Lakin erkek kadınına haksızlık yapıyor diye kadın neden aynısını yapsın? Erkek harama giriyor diye neden kadında girsin? Kadın kocasını en güzel uslubla uyarır erkek kabul ederse ecrini alır yok kabul etmesse hesabını Rab’bisine verir. Degerli Bacılarım!! Rabbim biz kadınlara cennete girmek için büyük bir fırsat vermiştir. Buda ancak eşlerimize itaatla olur. Bazı şeyler çok zor gelebilir ama sabrlı olursak bu zorlukların üstesinden gelebiliriz. 2 günlük dünya için neden eşlerimizi üzelim? Neden onları öfkelendirelim? Neden bu şekilde haddi aşmış olalım?. Kadın eşini razı edebilir. WAllahi bir kadın için bu, o kadar zor degildir. Eğer zor geliyorsa bu Sadece olayları büyütüp işi zorlaştırıyor olmamizdan kaynaklanmaktadır. Bacılarım! Kocanız öfkeli, sinirli veya sevmediğiniz huylara sahip olabilir. Bu rahatsız oldugunuz huyları erkeğin başına kakmak yerine neden ondaki huyları degiştirmek için çaba gösterilmesin? Ki degiştirilmiyorsada neden sabr gösterilmesin?. Eşiniz eve geldiğinde sizinle paylaşmak istedikleri çok şeyler olabilir. Bunları sabrla dinleyin ve katkılarda bulunun. Unutmayın ki Allah’tan sonra onların en yakını sizlersiniz. Evlilik bir oyun degildir. Ne kadar ciddi sorumlulukların oldugunun farkında olun. Avukat gibi dakikalarca eşinizin başını şişirmeyin. Onlarla ASLA yüksek sesle veya bagırarak konuşmayın. Unutmayınki hiç bir erkek, çok dıdır yapan ve yüksek sesle konuşan kadınlardan hoşlanmaz. Herhangi bir tartışmanızda Haklı olsanız dahi veya eşiniz sizi haklı bulsa dahi bagırarak konuşmanızdan ötürü kalbinizi kırabilir. Sonrada eşim beni hiç anlamıyor hep kalbimi kırıyor demeyin. Azcıkta hatayı kendinizde arayın. Eşlerinizle muhabbet edin. Her zaman boş şeyler anlatmayın. Eşlerinizle sohbet ettiginiz de her zaman boş ve gereksiz şeyler anlatmanız zamanla kocanızın sohbetinizden has almamaya sebebiyet verebilir. Ve gözünden düsebilirsiniz. Mesela ogün çıkan haberleri veya bir kitabta okudugunuz bölümü veya yeni ögrendiğiniz bir hadis ve ayeti paylaşabilirsiniz. Eşiniz bundan büyük mutluluk duyacaktır. Onlara her zaman hakkı hatırlatın. Evde islami bir atmosferi onlar oluşturamıyorlarsa bundan şikayetçi olmak yerine bunu siz oluşturun. Herşeyi eşlerinizden beklemeyin. Tarışmalarınızda sen hatalısın’ demek yerine öncelikle hatayı kendinizde arayın. ben ne yaptımki kocam bana böyle davrandı’ deyin. Kanaatkar olun eksiklerinizi her zaman kocalarınıza yansıtmayın. Bacılarım!! Unutmayın! Eşlerinize karşı yapacağınız en ufak bir iyilik ve kötülük Allah katında yazılı tutulacaktır. Ve Yine unutmayın ki; Koca kadının hem cenneti hemde cehennemidir. Bacılarım!! Görüldüğü üzere cennette girmek için elimizde büyük bir imkan var. Eşlerimize Rabbimizin istediği gibi itaat edersek Allah swt cennetindeki kapıları bize açacaktır İnşa’Allah.. Rabbim bütün müslüman kadınları cehennemde en çok yanacak olan kadınlardan eylemesin –Amiinn- Wal-Hamdulillahir-Rabbil-Alemin.. Alıntı Sümeyye AVCI
Taliban'ın Afganistan'ın kuzeyindeki Pulu Humri kentinde kontrolü ele geçirmesinin ardından kentteki tek kadın sığınma evinin yöneticisi buradaki sığınmacı kadınları bırakarak aile içi şiddetten kaçan, eşleri ya da aileleri tarafından istismar edilen, yaşlı erkeklerle küçük yaşta evliliğe zorlandığı için evini terk ederek buraya sığınan 20 kadın kontrolünü ele geçiren Taliban, kısa süre sonra kadınların sığındığı bu eve de Salima olduğunu söyleyen bir kadın, militanların kadınlara iki seçenek sunduğunu dile seçenekler ya gittikleri takdirde kendilerini öldürmekle tehdit eden istismarcı ailelerine geri dönmek ya da Taliban'la çoğu, ailelerine nazaran Taliban'dan daha çok korktukları için evlerine dönmeyi kadınlardan birinin ailesi tarafından öldürüleceğini bile bile eve geri döndüğünü dile kendisi akıbetinin ne olacağını bilmese de Taliban'la gitmeye karar önce tacizci ve uyuşturucu bağımlısı kocasından kaçtığı için gidecek başka yerinin olmadığını kendisini bir hapishanede bulmuş. En azından güvende ve korumalı olduğunu ifade yönetimi altında olsun ya da olmasın, son derece muhafazakar Afgan toplumunda kadınlar, genellikle ailelerinin namusundan kendilerinin sorumlu olduğu yazılı olmayan kurala tabi ki kendi istedikleri bir adamla evlendiği için öldürülme durumu dahi söz konusu. Oldukça erken yaşta evlendirilmelerinin yanı sıra toplum kuralları gereği istismarcı kocadan kaçmak da ayıp ceza yasasına göre resmi olarak suç olmasa da yüzlerce kadın evden kaçmak gibi "ahlak suçları" nedeniyle hapse yirmi yılda aktivistler ülke genelinde onlarca kadın sığınma evi kurdu. Ancak hükümet yetkilileri de dahil olmak muhafazakar Afganlar, Taliban henüz gelmeden bu aktivistleri, kadın ve kızların ailelerine karşı gelmelerine yardımcı olan veya "ahlaki suçlara" teşvik eden yerler olarak tanımlayarak şüphe ve ön yargı ile sığınma evleri, Taliban'ın iktidarı sırasında var olmayan ancak devrilmesinin akabinde, son 20 yılda yaşanan sayısız sosyal değişimden sadece internetin gündelik hayatın parçası olması, kadın hakimler, kadın iş insanları ve sosyal medya gibi değişim bunlardan kontrolünü ele geçiren Taliban daha önce alışık olmadığı yeniliklerle nasıl mücadele edeceğini çözmeye AP'ye göre bir yanda belirsiz bir tutum sergileyen Taliban liderliği, diğer yanda sahada kendi başlarına hareket eden Raziye isimli bir başka kadınla birlikte başkent Kabil'e getirilmiş. Raziye de bir kayınbiraderininin saldırganlığından kaçtıktan sonra yaklaşık bir yıl sığınma evinde barınacağı bir yeri olmayan Taliban, onları Kabil'in en büyük hapishanesi olan Puli Çarhi'nin kadın bölümüne şimdilerde boş zira Taliban, ele geçirdiği şehirlerde cezaevlerinin kapılarını açarak mahkumları cezaevi yetkilisi Abdullah Ahund'a göre ülke genelinde binlerce erkek, 760 kadın ve 100'den fazla çocuk serbest Çarhi Hapishanesi'nde hali hazırda Salima ve Raziye dahil sadece altı kadın bir çelik kapı, kadınların hapishanesine açılıyor. 20 fit 6 metre yüksekliğindeki duvarların üzerinde bir de dikenli tel ruloları içeride çocuklarıyla özgürce hareket edebiliyor. Salima'nın 5 yaşındaki kızı Maria ve 6 yaşındaki oğlu Muhammed, günlerini halı kaplı büyük bir odada imkanları yok ve sadece dev bir kırmızı oyuncak ayıcık ile eğlenmeleri için birkaç küçük oyuncak "Bütün gün ibadet edip Kuran okuyoruz." hakkında hiçbir fikri olmadığını, ancak şu an için parası ve ailesi olmadığı için de burada kendini güvende hissettiğini Özgürlüğümü istiyorumCezaevinde kalan bir başka kadın Müjde ise özgürlüğünü istediğini dile erkek arkadaşından hamile kalmış ancak ailesi evlenmesine izin vermeyip onun yerine kendisini bir akrabasıyla evlenmeye zorlamış."Aileme onunla asla evlenmeyeceğimi söyledim." diyen Müjde de evden bunun üzerine kendisini ve erkek arkadaşını Taliban'a ihbar ederek tutuklanmalarını konduktan kısa süre sonra, bir kız bebek dünyaya getirmiş. Hapiste olan erkek arkadaşı henüz küçük kızıyla "Gitmek istediğimi söylüyorum ama bana 'yapamazsın' diyorlar." sözleriyle yaşadıklarını dile kendisine dava açılıp açılmayacağına mahkemenin karar vereceğini belirterek, "Kocasını terk etmesi yanlış. Buna hakkı yok." kontrolü ele geçirmesinden bu yana kadın sığınma evlerine yönelik farklı yaklaşım haklarını savunan aktivistlerin hayatı tehlikedeKadın hakları aktivisti Süreyya Pakzad, Herat kentinde açtığı birkaç sığınma evinin kapatıldığını anda kendisi de gizlenen ve saklandığı yerden kısa mesaj gönderen Pakzad, hem Taliban'dan hem de kendi açtığı sığınma evlerinde kalan kadınların ailelerinden tehditler aldığını ve diğer kadınlar, Kabil hükümeti ile Taliban arasında yürütülen müzakereler sırasında seslerini duyurmak için kampanyalar günün sonunda kadın haklarının garanti altına alınmasıydı. Şimdilerde ise kadın hakları bir yana kendi güvenlikleri bile Herat'a polis şefi olarak atadığı kişinin kendisi, gazeteciler ve diğer aktivistler olmak üzere 8 kadın hakkında yakalama emri çıkardığını belirten Pakzad, "İslam Emirliği'ne karşı propaganda yapmak" ve "fuhuşu yaymak için Batılı ülkelerle ilişki kurmakla" suçlandıklarını dile kadın sığınma evine dokunulmadıDiğer yandan başkent Kabil'de 30 kadının kaldığı sığınma evi işleten Mahboba Suraj, Taliban'ın gelip evi incelediğini ve buradaki kadınların zarar görmeden kalmasına izin verdiğini evinin üst düzey yetkililer dahil yeni Taliban yönetiminin çeşitli birimleri tarafından ziyaret edildiğini kaydetti."Daha üst düzey görevli olanlar kesinlikle en iyileriydi. Bizi korumak istiyorlar... Ve kadın sığınma evlerini hoş görmeyenlerle kendi içlerinde sorunları vardı." "Şimdilik bizi korumak istiyorlar. Allah'a şükür, buna inanıyorum." diye konuştu.
Evi terkeden eş kusurlu taraf olarak mahkemeye verilebilir mi? Herkese selam. Abim yedi yıllık evli ve gültepe de eşinin annesinin sokağında oturuyor. Evliliği süresinde sürekli karısından kaynaklanan sorunlar yaşadı. Eşi nişanlandığı zaman ben senin ailenle görüşmek istemiyorum diyip abimle olan bağlantımızı kopardı. Senede bir veya iki kere bayramlarda görüştük. Eşide iki ayda bir kavga çıkarıp evi terkedip annesine gidiyor ve bir ay eve gelmiyor. kendi evine gelip üstünü değiştirip banyosunu yapıyor. Bu ne demek onuda anlamış değiliz. Hiç bir şekilde eşlik görevlerini yapmıyor. Abim neredeyse ailesiz kaldı. Evlendiği zaman 100 bin kadar parası vardı. Onuda ailecek yemişler, kendi kardeşi araba aldı ve abisininde 20 binden fazla kredi kartı borcu varmış onu ödetmişler. Bu parayı vermiycez borç abisinin ve kardeşinin. Abim artık bu evliliğin bitmesini istiyor ama eşine bir şans daha verdi. Karısı annesinin evinde gelmiyor. Abim üsküdara evini taşıdı Eşi ölürümde gelmem diyormuş. Yani kusurlu taraf kendisi olduğunu savcılığa dilekçe vericez şu tarihten itibaren evini terk etmiştir diye bize faydası olumu mahkemede. Çocuğu almak istiyoruz ama inadına vermiyor ve okadar kolay değil nafakanı alıcam şartlarda mahkemede bizi neler bekliyor. Hukuki NET Güncel Haber 18-09-2007 081646 Nedir? Re Evi terkeden eş kusurlu taraf olarak mahkemeye verilebilir mi? Evi terke dayali boşanma davasının koşulları bellidir. Evi terk eden eş 4 ay beklenir. Sonra mahkemeye başvurularak eve dönmesi için samimi bir ihtar çekilir. Yol parası gönderilir, evin anahtarını alacağı yer belirtilir. Eş 2 ay içinde dönmez ve eve dönmemek için haklı bir neden göstermezse tamamen kusurlu olur. Dava boşanmayla sonuçlanır. Bu 2 ay içinde eş döner ardından yine giderse, tekrar 4+2 aylık süreç başlar. Eşlik görevlerini yapmaması, müsrifliği ve aralarındaki geçimsizliklere dayanarak ayrıca "aile birliğinin temelden sarsılması"na dayanarak boşanma davası açılabilir. İddiaların ispatı gerekir. Boşanma davası açıldıktan sonra mahkemenin kararı kesinleşinceye kadar yargıtay aşaması dahil kadına tedbir nafakası ödenmesi kararı çıkacaktır. Anne yanında kalan çocuk için de dava sırasında ve sonrasında nafaka ödenir. Re Evi terkeden eş kusurlu taraf olarak mahkemeye verilebilir mi? Yanlız abimin eşi yedi yıldır aklına estikçe evi terkedip annesinin yanına gidip bir ay olay senede 4- 5 kere dışında zaten abim iş düzeni açısından bir gün evde birgün işte oluyo tamgün eşide zaten hergün annesine gidiyo gece gündüz . Abimi resmen içgüvey konumuna düşürdü ve hiç bir akrabamızla görüşmedi kendisinin sosyal statüsünü yok etti bizde bunu için tazminat davası açabilirmiyiz ve boşanmada alınıcak karada etkisi olumu? Kendisi manevi tazminat isterse bunda nekadar etkisi olur? Ayrıca abimin parasını kullanmışlar erkek kardeşleri kredi kart borçlarını ödeyip araba almak için bi miktarda borç almışlar bin civarlarında bunun için ayrı davamı açmamız mı lazım parayı unut diye yazdıkları mesajlar var elimizde. Re Evi terkeden eş kusurlu taraf olarak mahkemeye verilebilir mi? Belli sürelerde gidip sonradan dönen eş için evi terke dayalı boşanma davası sonuç vermez, "aile birliğinin temelden sarsılması"na dayanarak boşanma davası açılabilir. Maddi-manevi tazminat davası boşanma davasıyla birlikte veya boşanma davasından sonra açılabilir. Boşanma davasıyla birlikte açılırsa ekstra harç ödenmez. Boşanmadan sonra açılırsa talep edilen miktarın belli yüzdesi kadar harç ödenir. Ağabeyinin borçları için verilen para maddi tazminat, diğer nedenlerle manevi tazminat talep edilebilir. İddialar ispatlanırsa hakim tazminat miktarına karar verir. Tazminatın tahsili boşanma kesinleştikten sonra mümkün olur. Detayları mutlaka bir avukata danışın. Re Evi terkeden eş kusurlu taraf olarak mahkemeye verilebilir mi? İlginiz için çok teşekkürler. Re Evi terkeden eş kusurlu taraf olarak mahkemeye verilebilir mi? Şimdiye kadar verdiğiniz cevaplar için tekrar teşekkürler. Ama kafama takılan bazı şeyler var. Abimin çocuğu bazen bizde bazen annesinde kalıyo çocuk bizde kalsa ve aile birliğinin temelden sarsılması na dayanarak boşanma davası açsak mahkeme kararı olmadan polise başvurarak anne çucuğunu elimizden çocuk babasında kalınca kaçırdılar benden diye bir suçlamada bulunabilirmi? 4 yaşında oğlan annenin bazı evi terk edişlerinde çocuğu babanın üzerine bırakıp gitmesi ve bize gelene kadar olan gelişimininde normalin altında olması kendini diğer insanlara kapatıp asla konuşmaması yanikonuşamıyordu dili bağlı gibiydi, insanların kendisine seslenmesine dahi dönüp bakmaması halbuki söylenen herşeyi anlıyodu ,ayrıca bize 3 yaşından beri gelip gidiyor daha önce annesi getirmiyordu parkı dahi çocuğun bilmiyor olması annenin bakımda yetersizliği velayetin bize verilmesinde yeterli olurmu? yoksa erkek çocuğu olması ve yaşının küçük olması nedeniyle anneyemi verilir? Re Evi terkeden eş kusurlu taraf olarak mahkemeye verilebilir mi? Annenin yanında götürdüğü çocuğu bir şekilde kaçırmanız doğru olmaz. Annenin giderken bıraktığı çocuğu ise mahkeme kararı olmadan vermenize gerek yok. Erkek çocuk anneye, kız çocuk babaya verilir diye bir kural ben duymadım. Ama küçük yaştaki çocuğun velayeti, çocuğun aleyhine bariz bir durum olmadıkça anneye verilir. Annenin çocuğun ruhsal ve bedensel gelişimine olumsuz etki yaptığını kanıtlayarak çocuğun velayetini almak mümkün olabilir. Hakim çocuğun yararını gözeterek bu konuda karar verecektir. Re Evi terkeden eş kusurlu taraf olarak mahkemeye verilebilir mi? Ben tabiki kaçırmadan söz etmiyorum bahsettiğim gibi abim evini üsküdara taşıyor ve eşi annesinin semtinden taşınıp üsküdara gelmemek için tekrar evi süre zarfında çocuk bir hafta bizde bir hafta onlarda kalıyo. Ama boşanma davasında tavırlarının değişiceğini biliyoruz. bazen abimi tehdit edip bu çocuğun yüzünü göremezsin diyor. iki gün önce çocuk bize getirildi. Benim demek istediğimde evi terkeden anne , çocuğu bizde almak istiyoruz ve karşı tarafın nafaka için zorluk çıkarıcağını biliyoruz anne istesede çocuğu vermesek ee buda babası sonuçta bize karşı nasıl bir yola başvurabilirler. merak ettiğim buydu çocuk şuan zaten bizde kaçırmak gibi birşey yok. Bizi suçlayabilleceği birşey olurmu? Re Evi terkeden eş kusurlu taraf olarak mahkemeye verilebilir mi? merhaba buna benzer bir soru da benim olacak benim eşim 2 yıl önce başkasını sevdiğini söyleyerek terk etti. ilk zamanlar işi yokusa sürmek amacı ile bosanmayı düşünmedim bu arada da ondan davayı acmasını bekledim ama 1 yıl geçmesine rağmen hiç bir sey yapmadı ve en sonunda davayı ben actım şimdi ne kendisine ulaşabiliyorum ne de mahkemeye ben bu davanın daha fazla uzamasını istemiyorum yapabileceğim herhangi bir şey var mı veya hakime neyi ispatlamalıyım ayrı yaşadığımız süre 2 sene oldu bu nu da muhtardan aldığım belge ile ispatlıyorum baska neler yapabilirim ?????? ne olur yardımcı olun Re Evi terkeden eş kusurlu taraf olarak mahkemeye verilebilir mi? Terk nedeniyle dava açılması durumunda 2 aylık bekleme süresi sonunda , dava açıldıktan sonra davalı eve dönse ne olur? davacının kovması mı lazım, yoksa mesken ihlali davası açması mı lazım? Bu sayfada bulunan kavramlar evi terkeden kadın boşanma davası açarsa, 1 yılı doldurmamış evlilikte eş evi terk edip giderse dava tek taraflı açılabilirmi, evi terk eden erkek, koca evi terk ederse kadın ne yapmalı, http evi terkeden baba, evi terk eden eşin kusuru, eve bakmayan kocaya dava, birakip giden kisi mahkemede neler isteyebilie, evini terkeden kadın nafaka alabilir mi, birakip giden koca, bosanma annenin gitmesi, evi terk eden kadına mesaj, kocaya nasil ceza verilir, evi terk eden baba, birakip giden kisi mahkemede neler isteyebilir, evi terk edip baska erkekle olmak, evi terkeden babaya hukuken dava acabilirmiyim, cocugunu terkedip giden anne cocugun velayetini alabilirmi, adın kocasını bırakıp gidersehukuksal işleyişi, evi birakip giden koca mahkemede tazminat verirmi, 2 çocuğuyla kocasini birakip gidenin cezasi nedir, karim evi terketti tazminat alabilirmi, cocugunu terkeden yuzdesi, cocuklarını devamlı terk eden kadın Forum Benzer Konular Yanıt 2 Son İleti 21-03-2015, 184330 Yanıt 7 Son İleti 20-12-2014, 164619 Kusurlu taraf dava açarsa Merhaba, Öncelikle kimsenin cevap vermek zorunda olmadığını biliyorum fakat yardımcı olacaklara şimdiden teşekkür ederim. İngilizce öğretmeniyim.... Yazan the_message Forum Ceza Hukuku Yanıt 1 Son İleti 04-06-2012, 074147 Kusurlu taraf ne yapmalı? 5 yıla öncesine kadar, eşi ve kendi annesi ve 15 yaşında ki kızıyla aynı evde yaşayan bir erkek yıldır evine gitmiyorsa, ama başka biriyle... Yazan özlem9 Forum Aile Hukuku Yanıt 1 Son İleti 26-09-2011, 000529 Senet Olmadan Mahkemeye Verilebilir mi? iyi günler ben ve arkadslarım sene basında dernek altında dersaneye gıdıyorduk ve ara senede bıraktık cunku ıse basladık ve bıze arıyarak... Yazan ereza Forum Borçlar Hukuku Yanıt 4 Son İleti 11-03-2008, 114505 Yetkileriniz
evini terk eden kadına kocasından mesaj